Ekrem Çetin 1934 yılında Kilis'te doğdu.İlköğrenimini bitirdikten sonra,çiftçilik yaptı.1954 yılında vatani görevini tamamladı.1957 yılında Toprak Mahsülleri Ofisi İskenderun Bölge Müdürlüğünde memur olarak göreve başladı.1962 yılında Gaziantep Çimento Fabrikası'na tahakkuk memuru olarak naklen atandı.1969 yılında bu görevden istifa ederek Kilis'e geldi.
Kilis'te Murtaza Caddesindeki işyerinde babası ile birlikte ticaretle meşgul olmaya başladı.
01.06.1969 tarihinde Kilis Esnaf Kefalet Kooperatifi Murakıplığına,10.11.1969 tarihinde de Türkiye Ziraat Odaları Birliği Gaziantep temsilciliğine ve aynı gün Kilis Ziraat Odası Başkanlığına seçildi.
09.12.1973 Mahalli İdareler Seçimlerinde Kilis Belediye Başkanlığına seçildi.
1977 Milletvekili Genel Seçimlerinde.16.Dönem CHP'den Gaziantep Milletvekili seçilerek TBMM'ne girdi.
1989 Mahalli İdareler Seçimlerinde 2.defa Kilis Belediye Başkanlığına seçilerek bu görevini 27 Mart 1994 tarihine kadar başarı ile yürüttü.
Bu tarihten sonra, Kilis Hizmet Vakfı ve Ekrem Çetin Vakfını kurarak başkanlıklarını yürüttü.
O hep Kilis'i ve halkını düşünerek doğup büyüdüğü bu şehre okul ve cami yaptırmak suretiyle hizmetlerine devam etti.
Kilis halkının yoğun talepleri doğrultusunda,18 Nisan 1999 Genel ve yerel seçimlerde Kilis'e hizmet için Belediye Başkanlığına yeniden aday oldu ve 3.defa Kilis Belediye Başkanlığına seçildi.
Başkanlığının bittiği 27 Mart 2004 tarihinden sonra Kilis'te mütevazi bir şekilde halkın içinde yaşamaya devam ederken bir yandan da bağış olarak yaptırdığı Cemil Çetin İlköğretim Okulu ve Ekrem Çetin Sağlık Ocağı inşaatlaıını tamamlamaya çalışırken;.
3 Haziran 2005 tarihinde,Kilis kent merkezinde,güpegündüz,yüzlerce kişinin gözleri önünde oğlu Cahit Çetin ile birlikte hunharca katledildi..
 |
|
Cumhurbaşkanlığı Şükran Plaketi |
Teşekkür Belgesi |
..:: CAHİT ÇETİN KİMDİR ::..
1978 yılında Ankara doğdu.İlk,orta ve lise tahsilini Kilis'te yaptı. Doğu Akdeniz Üniversitesi İnşaat Fakültesini bitirdi.
Mühendis olduktan sonra Kilis'e gelerek babası Ekrem Çetin'le birlikte çalıştı. Ekrem Çetin Yapı Kooperatifinin inşaatının kontrol mühendisliğini yaptı.
Devlete bağış yapılacak olan Cemil Çetin İlköğretim Okulu inşaatı ve Ekrem Çetin Sağlık Ocağı inşaatlarını sürdürüken biryandan da Gaziantep Üniversitesi İnşaat Fakültesinde Yüksek Lisansını yapıyordu.
CHP Kilis Merkez İlçe Başkanı görevini de yaparken;
3 Haziran 2005 tarihinde babası Ekrem Çetin ile birlikte katledildi..
DUYDUM ÖLMÜŞ EKREM ÇETİN
Kilis'i bir matem sardı, duydum ölmüş Ekrem Çetin
Yüreğimiz kan ağlıyor, acımız gayet çok derin
Caddelerde, sokaklarda, her yerde var eserlerin
Sen Kilis'in mimarıydın, kimse dolduramaz yerini
Fakir düşkün babasıydın, inkâr edilemez hakkın
Ankarada mebus oldun, Hacca gidip hacı oldun
Belediye makamında, tahta geçip başkan oldun
Hep ismini yaşatacak, gönüllerde yaptıkların
Gayet engin gönüllüydün, mağrurluğu hiç sevmezdin
Genç, ihtiyar ayrım yapmaz, herkes ile bir olurdun
Gümüş gibi beyaz saçın, pamuk gibi temiz kalbin
Sayılırdın, sevilirdin, meğer varmış düşmanların
Kilis'i sen Kilis yaptın, ölmedin hiç ölemezsin
Kalbimize gömdük seni, hiç unutmaz sevenlerin
Kırılsın eli kırılsın, sana kıyan zalimlerin
Mezarına nurlar yağsın, şad olsun ruhun şad olsun
Hayallerden çıkmaz siman, daha gelmez böyle insan
Hemen baba hemen oğlan, zalimler aldı iki can
Eşi bulunmaz başkandın, cennet olsun size mekân
Bu acına dayanamayıp, yazdı destanını Bayram
A. Bayram PEHLİVAN
SON YAZI
Bu yazı Ekrem Çetin tarafından öldürülmeden kısa bir süre önce yazılmıştır.
Geleceğimiz için okul yapmalıyız
Kuşkusuz bilgi ve bilgili insan yani yetişmiş insan eğitim sürecinin bir ürünüdür. Bunun bilincinde olan ülkeler son yıllarda eğitim sistemlerini yenilemek için yoğun bir çaba sarf etmektedirler.
Bir milletin okur - yazar oranı yüksek olursa o millet kalkınır. Okumuş ve aydın kişileri fazla olan bir millet, her alanda ilerler. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde okuma - yazma bilenlerin sayısı azdı. Pek çok yerde okul yoktu. Ülkemiz Kurtuluş Savaşı'ndan yeni çıkmıştı. Bağımsızlığını kazandıktan sonra, Atatürk'ün emriyle her tarafta okuma - yazma seferberliği başlatıldı. Okullar açıldı. Yeni Türk harfleri vatandaşlara öğretildi. Her Türk vatandaşının İlkokul öğrenimini görmesi ve tamamlaması zorunlu hale getirildi.Büyük Atatürk'ün başlatmış olduğu eğitim seferberliği sonucu askerde okuma yazma öğrenen Zeki Mehmetçik 6 aylık bir kurstan geçirilerek eğitmen unvanı altında çocuklara köylerde müsait evlerde,veya camilerde okuma yazma öğretti.Hatta başarılı olan öğrencilere 3.sınıf diploması verildi.Bugünse ben o günleri gören yani o zor şartlarda okuma yazma öğrenen birisi olarak Yüce Atatürk'ün başlatmış olduğu eğitim seferberliğine iştirak ederek işte bu modern İlköğretim okulunun yapımına katkıda bulunduğum için kendimi bahtiyar sayıyorum.Ve tüm hayırsever hemşehrilerimi ve vatandaşlarımı okul yapmaya veya gücü nispetinde okulun yapılmasına yardımcı olmaya çağırıyorum.
Atatürk'ün özlediği çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkabilmek, ancak bilgi ile olur. Bize yaşam boyu gerekli olan bilgi ve becerilerin temeli ilköğretimde atılır.
''Ülkemizi düşman işgalinden kurtarmak ve cumhuriyetimizi kurmak kadar önemli olan bir başka şey daha var; o da kurduğumuz cumhuriyeti ilelebet yaşatmaktır. Cumhuriyeti ilelebet yaşatmanın yolu da ülkeyi kalkındırmaktan, halkımızı huzura ve refaha kavuşturmaktan geçer. Bize düşen, büyük Atatürk'ün ve silah arkadaşlarının bize emanet ettikleri cumhuriyeti sadece korumak, sadece kollamak değildir. Aynı zamanda ülkemizi layık olduğu seviyeye çıkarmaktır. Onun için hükümetlerimiz, Türkiye'nin bunca meselesi içinde eğitim meselesini en öncelikli mesele olarak kabul etmiştir. İşte biz de Türk vatandaşı olarak katkı sağlamalıyız. Biliyoruz ki, bugün Türkiye'de yaşadığımız sorunların büyük bölümü eğitimsizlikten kaynaklanmaktadır. Bu nedenle eğitime çok önem vermeliyiz.
Millet olarak varlığımızı devam ettirebilmemiz, ancak millî bir eğitimle mümkündür. Türk milletinin, millî, ahlâkî, manevî ve kültürel değer Eğitim, millî ve çağdaş olmalıdır.
Bir ülkenin halkı Eğitim, millî ve çağdaş olmalıdır. Atatürk eğitimin millî olması gerektiğini şöyle açıklar: "Bir millî eğitim programından bahsederken, eski devrin hurafelerinden ve yaradılış niteliklerimizle hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, millî karakterimiz ve tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü millî dehamızın tam olarak gelişmesi ancak böyle bir kültürle sağlanabilir. Herhangi bir yabancı kültür şimdiye kadar takip edilen yabancı kültürlerin yıkıcı sonuçlarını tekrar ettirebilir." Atatürk bunun önemini ve gereğini şöyle açıklamıştır: "Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız. Çocuklar geleceğindir... Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki yetiştirecekleri çocukları bu millete ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı olabilecek şekilde yetiştirsinler." Bilgisizliği ortadan kaldırmak için eğitimin yaygınlaştırılması gerekir. Bunun sağlanabilmesi için yaygın bir eğitim sistemi kurularak bütün vatandaşların okur-yazar hâle getirilmesi gerekmektedir.
Ekrem ÇETİN
Kilis Belediye Başkanı
___________________________________________________________________________________________________ AĞIT
Cahitlere ağıt
Her ölüm erken ölümdür. Ama gençlerin ölümü bir başka acı veriyor. Zamanı gelince sevdiklerimizden ebediyen ayrılacağımızı biliriz. Bu bilgi acımızı hafifletmez ama ölümü kabullenmemizi kolaylaştırır. Doğanın kanunudur, doğaldır deriz ve acımızı zamanın din-diriciliğine bırakırız.
Zamansız ölümler öyle değil, ama gençlerin zamansız vedaları kolay kabul edilmiyor. Hele de insanların bireysel çıkarlar peşinde koştuğu günümüzde, yüzlerini kardeşliğe, sevgiye ve ütopyalara dönmüşlerse, hele de en değerli hazineleri olan ömürlerini gözden çıkartmışlarsa.
Ne kadar çok genç ölümü yaşandı yakın tarihimizde. Uzun yıllar boyunca anaların yüreği evlat acısıyla dağlandı durdu. Öyle çok yarıda kesilmiş gülüş, tamama erdirilmemiş umut, söylenecek son söz boşluğa salındı ki, soluduğumuz havaya, yediğimiz ekmeğe karıştılar. Yıllarca acı yiyip acı güldü insanlar bu topraklarda. Ve yine ölüm haberleri gelmeye başladı işte. Arkasında mahzun birer fotoğrafla umutlarını bırakıp, sonsuzluğa gidenlerin arasına her gün yeni bir isimler ekleniyor yine. Her biri öncelikle kendi anasının yüreğini yakıyor kuşkusuz. Ama tanıdığımız birini kaybetmenin acısıyla tümününki birleştirip yüreğimize çörekleniveriyor bazen. Cahit’in vedası da böyle bir etki yaptı işte. Bu nedenle bu ağıt bütün kaybedilenler için.
Anneninki gibi olması mümkün değil ama bizim yüreğimizi de çok yaktın Cahit. Yaşamı kucaklayacak kadar kocaman kara gözlerini hafif muziplik okunan resimlerinde bırakıp gittiğinden değil yalnızca, daha topu topu yirmi yedi bahar görmüş olmandan da değil. Onların etkisi de var ama en çok insan olduğun için yandı yüreğimiz, Diojen'in gündüz vakti çırayla aradığı insanlardan olduğun için.
Bütün canlılar yüzünü aydınlığa dönerler, bir kaynaktan ışık almaya çalışırlar ya, sen ışığı kendinden olanlardandın Cahit. Bitme-yen umudun, coşkun, sevecenliğin, zekan ve enerjin bunun kanıtıydı. Tıpkı güzel gözlerinin ışıltısı, yüzünün aydınlığı gibi.
Gülüşünle çocuk, duruşunla tavizsiz bir demokrattın. Yaşıtların daha ergenlik bunalımındayken sen emek ve demokrasi mücadelesindeki yerini almıştın bile.
Sana acımıyoruz Cahit. Sen ütopyalarından vazgeçmedin. Hesapsız ve pazarlıksız yaşadın. İnançların, sevgin ve coşkun kanatlarının altında rüzgar olup seni hep doruklarda dolaştırdı. Yaşamak her ne ise, en güzelini yaşadığın kesin. Hayır sana acımıyoruz sevgili çocuk, seni kaybettiğimiz için kendimize acıyoruz sadece. Yaşasaydın daha yapabileceğin nice iyi işlere, üretebileceğin binlerce güzelliğe ve varlığından mahrum kalışımıza üzülüyoruz. Vakitsiz göçen binlerce genç gibi ardında bıraktığın doldurulmaz boşluğa yanıyoruz.
Sen inancını ve coşkunu geride kalanlara bıraktın. Mirasın ağır birer yük şimdi. Cahit bakışlı gözlerinizi üzerinde hissederken kim rahat uykulara dalabilir ki artık?
Kaybımız çok büyük. Artık gülümsemenizle içimizi ısıtamayacak, varlığın kıvancını dostlarına yaşatmayacaksınız, ama inançlarına ve umutlarına sahip çıkıldıkça sen hep yaşayacaksın
|